12 Gün, 4 Ülke, 2 Kişi, 1 Araba


Bu, Mustafa'yla yaptığımız 7. yurtdışı, 5. araba yolculuğumuz. Bu önemli, çünkü artık birbirimizi tanıyoruz; ne zaman susmamız, ne zaman konuşmamız, nerede yememiz, ne yememiz, nerede kalmamız gerektiğini biliyoruz. Ben hiç bilmediğimiz yollardan temmuz ortasında arabayı karlı yollara soktuğum zaman cinnet getirmiyor; keza ben de O açken yaptığı atarları alttan alıyorum. Geçinip gidiyoruz... :)

Daha önce ilk birlikte olmaya başladığımızda yaptığımız bir Güney Batı Fransa - Kuzey Doğu İspanya turu oldu. 5 günde 1600km yol yaptık, biraz canımız çıktı. O hatayı bu sefer tekrar etmemek için daha uzun sürede arası daha kısa mesafelerde dolaşalım dedik. Hatta bu plana İsviçre de dahildi son anda çıkarttık.

2014 Kasım ayında Mustafa'nın motorla Alpleri gezelim demesiyle başlayan, bana da ne oluyorsa kabul ettiğim program, sonrasında şans benim yanımda olduğu için motor kiralayamadığımız, arabayla dolaştığımız bir yolculuğa dönüştü. Ama motoru Münih'e yakın bir yerden kiralayacağımız için biletleri Münih'ten almış olduk. Müşteri memnuniyeti tartışılır elbette, ama biletleri Pegasus'tan aldık. Anadolu Hisarı - Sabiha Gökçen 82TL; Sabiha Gökçen - Münih 80TL (sonra kimse bana kalkıp da uçak biletleri çok pahalı ondan gidemiyorum demesin). Dönüş bayrama denk geldiği için biraz daha fazla tuttu, ama sonuçta vergiler dahil kişi başı 300TL'ye gidiş dönüş biletimizi aldık.

Sanırım şu ana kadar hiç sorun yaşamamış olduğumuz için Avis'ten rezervasyon yaptırdık araba için, ama aklınızda olsun eğer rezervasyon sırasında öderseniz seçtiğiniz araba özelliklerini bulundurmak zorunda; yok ödemezseniz o kategoride elinde bulunan en yakın arabayı veriyor. 8 ay benim bekleyebilmem için çok uzun süre, bir şeyleri kurcalamadan, girip sürekli bakmadan, ay saat 10 demişim o saatte orada olamayız dur şunu 12 yapayım demeden. Tüm bu değişikler size maddi olarak geri dönecektir, yapmayın. Neyse öyle bırakın... Ben düdük olduğum için hatalarımdan ders almıyorum, siz benimkilerden ders alın. Rezervasyon gününe kadar unutun. Sonuçta günlüğü 42€'ya arabamızı da kiralamış olduk.

Veeeee olayın benim için en keyifli kısmına böylece geçmiş oluyoruz: hedef belirleme. Münih'ten başlayıp Münih'te bitecek seyahat için 10 farklı şehir/kasaba seçmek gerekiyordu. Altınızda araba olunca her yere gitmek çok kolay, ama her yerde park etmek çok zor. Özellikle büyük şehirlerde otopark fiyatları otel fiyatlarının yarısına denk geldiği için uzman bir booking.com kullanıcısı olmak gerekiyor. İki yere mutlaka gitmek istiyordum: biri çok özlediğim Venedik, ikincisi çok merak ettiğim Bellagio. Google Map'ta önce bir daire çizdim, sonra da her 150-200km de bir ismini hiç bilmediğim bir kasaba işaretledim ve otel/pansiyon/ev/oda rezervasyonu yaptırdım. Booking.com bu konuda çok işe yarıyor çünkü benim gibi yok yok burası oraya çok uzakmış dur şu kasabada kalalım değişikleri için iptal seçenekli otelleri var.

Her şey bu kadar gördünüz mü? Çok kolay... Eğer en büyük korkunuz ama ben dil bilmiyorumsa, korkmayın onlar da bilmiyor... İngilizce anlaşabileceğinizi düşündüğünüz pek çok yerde hiç kimse ingilizce konuşmuyor. Çünkü dil değil önemli olan, niyet; bunun istisnaları yok mu? Elbette var, mesela Fransa'ya gitmeyin, sizi kovarlar kovduklarını bile anlamazsınız. Dili sorun ediyorsanız siz iyisi mi Almanya'yadan başlayın, kendi memleketinizdeki kadar rahat edeceğinize garanti veriyorum.

8 ay önceden her şeyi ayarlamanın en iyi yanı çok iyi fiyatlar bulabilme önceliğinizdir. Uygun fiyat dediğim şey Türkiye'de şöyle oluyor tabi: 60€'ya çok güzel bir otel buluyorsunuz, oteli bulduğunuzda Euro 2,62; siz ödemeyi yaparken 3,1. Ama moral bozmak yok, yola devam. (Eskiden 65€'nun üzerine hayatta çıkmazdım, ama şimdi sanırım hem yaşın getirdiği az da olsa konfor sevdası hem de Güney Avrupa'daki işsizlikle beraber gelen ek gelir ihtiyacı yüzünden bakıyorum eskiden 50€'ya kaldığım otelde artık 100€'ya kalamaz olmuşum ki tabi ki enflasyon olacak, ama elbette ben 50€'ya kaldığımda Euro 2,21'di...) Neyse finans köşesine dönmeye başladı hemen konuma geri dönüyorum.

8 ay önceden her şeyi ayarlamanın en kötü yanıysa 8 AY BEKLEMEK ZORUNDA OLMAK! Hem de nasıl bir beklemek... Arada gitmedik zannetmeyin, gittik. Ama sanki bu tatilden sonra her şey daha güzel olacakmış, tüm problemler çözülecekmiş, hayat rayına oturacakmış gibiydi... Oldu mu? Tabi ki olmadı, sen git 12 gün derdi tasası olmayan olmayan, öğlen dükkanı kapatıp içmeye giden insanların yaşadığı Alp köylerinde dolaş sonra İstanbul'a dön, daha güzel olmasının imkanı var mı?

Kendimi roman yazıyor zannettim sanırım; 8 Paragraf yazdım ve hala yolculuğa çıkamadım. Sizi de kendimi de zorlamadan bölerek anlatmaya karar verdim.

*Yorgunuz, yorgun olacağız... Bu kadar çok çalışan iki insan neden yıllık tatilinde oturmaz ki oturduğu yerde...

takıp edın 

  • Instagram Clean
  • w-facebook

baska ne var