(10. Gün) Herdwangen-Schönach: Haritada Bile Çıkmayan Köy

Yavaş yavaş yorulmaya başladık. Özellikle Mustafa hafiften bir huysuzluk haline girdi. Artık tek sayıkladığı şey bir çamaşırhane bulup kıyafetlerini yıkamaktı. Bir kadın olarak en büyük şansım elbette kullanamayacağım kadar eşya almış olmaktı, dolayısıyla böyle dertlerim yoktu. Yola çıkarken önce Meersburg'da duralım istedim. Bir süre dayım yaşadığından hem aşina olduğum bir yer hem de Konstanz Gölü kıyısında -bence muhteşem- bir kasaba...

Doğru zamanda gittiğinizde başınızı döndürecek çilek ve frambuaz kokusu, elma ağaçları ve -yüksek asitli olduğu için ben pek sevmesem de- Riesling üzümü, haliyle de Almanya'da olabilecek nadir şarap bağlarının kasabası...

Mustafa, google'dan bir çamaşırhane buldu ya da öyle inandı. Biz deliler gibi Meersburg'da dolanmaya başladık. Hava sıcaklığı öyle böyle değil ki zaten göl suyunun o günlerde 29 dereceye ulaştığını öğrendik sonradan. İnsan yahnisi yapmanın en pratik yolu! Ben zaten hep açım, Mustafa aç, hava sıcak, çamaşırhane yok, arada bir kavga başlatma cümleleri söylüyoruz ama bir şekilde bu zorlukları da aştık ve orada bir çamaşırhane olmadığını kabul edip dondurma yemeye oturduk.

Limanda bir cafe var, her geldiğimde aynı dondurmayı yiyorum. Şu ana kadar herkesin dondurmasının tadına baktım, bence hala benimki en güzeli:

Kasabanın liman kısmı yaklaşık 200 metre araç trafiğine kapalı. Restoranlar, metal bahçe süsleri, birahane, şarap barı gibi yanyana ufak ufak dükkanlardan oluşuyor. Bir de arada sırada sinir bozucu şöyle sahnelere denk geliyorsunuz elbette:

İnsanın saçını başını yolası geliyor. Bir de burası merkez olduğu için bunlar pahalı tabii. Neyse gerçekten iç çeke çeke şarap barına gittik. Dertlerimizden biraz kurtulmak amacıyla kendimizi lokal şaraplara emanet ettik.

Kalacağımız yer, gerçekten google maps'de çıkmayabiliyor, tripadvisor'da asla yok! Otelle ilgili rezervasyon yaptırırken şunu okumamıştım, ancak kaldığımız evde internet de yok! Çok ilginç bir yere gittik sonuçta. Böylece Herdwangen-Schönach diye bir yer keşfetmiş olduk. Önce gerçekten otelde internet olmadığını zannettik ama sonra fark ettik ki köyde internet yok! Yapacak bir şey olmadığından Mustafa uyumaya başladı, ben de çıkıp o zaman biraz dolaşayım dedim.

Bilmediğiniz bir yerde, elinizde harita yoksa yapabileceğiniz en iyi şey kiliseye doğru gitmektir. İnanın bana her zaman işe yarar. Yolda bir restoran gördüm ki sonradan öğrendik ki tek restoran oymuş. Bir bar ve minicik bir market buldum, içinde de bakery... Çölde bir vaha...Bir şeyler alıp eve geri döndüm. Bu arada aslında buranın bir bisiklet yolu olduğunu restoranda gördüğüm 30 civarı bisikletliyi görünce fark ettim. Mustafa'yı kaldırdım ve restorana doğru sürükledim.

Yolunuz tesadüfen buraya düşerse hayatınızı kurtaracak olan restoran: Gasthof Zum Löwen. Abla anneannemden biraz genç ama aynı tontişlikte bir aşçı. Tek kelime ingilizce bilmiyor, menünün ingilizcesi zaten yok. Parmakla bundan bundan bundan dedik, bahtımıza ne çıkarsa... Allahtan bahtımıza çoğunlukla güzel şeyler çıktı, bu da kanıtı:

Yemeğimizi yedik ve huzur içinde yatmaya gittik... Saat herhalde 21.00 bile olmamıştı, ama biz bitmiştik...

takıp edın 

  • Instagram Clean
  • w-facebook

baska ne var