(8. Gün) San Sebastian: Hikaye Anlatmanın Yolları

Bir kaç kere San Sebastian'ı turladıktan sonra arabayı (aslında bize 5 dakika uzaklıkta olan) Avis ofisine bırakmayı başardık. Tam paket almanın faydaları: biz dağ tepe gezerken arabayı biraz çizmişiz, ama bir şey ödememize gerek kalmadı. O başta ödediğimiz korkunç fiyat farkı (genelde kaç restoran yemeğine bedel diyerek hesaplıyoruz), arabayı teslim ederken nelerden yırttığımızın sevinci olarak geri dönüyor.

Arabayı bırakıp eski şehirdeki Super Amara'ya gittik. Her zaman market gezmeyi çok severim. New York'ta işim olmadığında 1.5 saat reyon dolaşıp sonunda bir dondurma ve bir ananasla çıktığımı çok bilirim. Ürünlere, ambalajlara bakmayı seviyorum; onları yemek ya da sahip olmak gibi bir derdim yok. Chanel mağazası dolaşmak gibi bir şey :)

Beni her zaman en çok etkileyen etiketler şarap etiketleri olmuştur. Şarap konusunda çok bilgili değilim, hiç bilmediğim şaraplar arasında hangisinin iyi olabileceğine asla karar veremem. Yerel şaraplarla ilgili her zaman yaşlı kadınları takip edip onların aldığı şarapları alsam da hiç bir ipucu olmadığında kendimi kapitalist düzenin yaratıcı ve yanıltıcı ambalaj sistemine teslim ediyorum. Bodega Matsu, tüm ambalajlar arasında aklımı başımdan aldı. Dört şişe etiketi arasında, bu en genç şarabınki. Zaten şarapları "gençlik, olgunluk, bilgelik" diye ayırmışlar. 4. ambalaj sınırlı sayıda, özel üretim için yapılmış. Çok basit bir fikir üzerinden, müthiş bir hikaye yazmış; bunu şarapları ve şarap şişeleriyle anlatmış. Kimsenin birbirini dinlemediği zamanlar için ne güzel bir umut, "anlatmanın" tek bir yolu yok: yeter ki sizin anlatacak bir hikayeniz olsun, dinleyecek biri mutlaka çıkacaktır...

Benim kırmızı şarapta en çok tercih ettiğim üzümlerden biri olduğu için tempranillo, şişenin içi de dışı kadar mutlu etti beni...

Kaynak: http://bodegamatsu.com/en/los-vinos/

İki katlı bir market burası, üst katta kasap ve meyve reyonları, ayrıca bir kahveci, bir pastane ve bir çiçekçinin olduğu alanın altı da kocaman bir süper market.

Belki başka yerlerde de vardır, ama şu ana kadar hiç ilgimi çekmemiş olan bir reyon gördüm. Donmuş reyonu! Ama ambalajlı değil, ürünler açıkta duruyor ve siz kepçeyle, dilediğiniz kadar alıp poşete koyuyorsunuz. Çok aptalca bir andı belki benim için, ama gerçek bir aydınlanma yaşadım :)

İlk 7 günün koşturmasından sonra evde kalmaya karar verdik. Bazen Mustafa'nın beni sevdiğinin kanıtının beni mutfağa sokmamak olduğunu düşünüyorum, bazen de kesinlikle benimle uğraşmak istemediği için olduğunu düşünüyorum. Her iki halükarda da kazanan hep ben oluyorum.

Not: Kaldığımız yerde yalnızca ufak bir bakkal olduğu için bir süre çok çirkin txakoli'ler içtik. Sonra bu Lambrusco'ya ilişti gözüm. Fiyat-performansı inanılmaz. Çok derinlikli bir şarap değil elbette, ama çok rahat içimli, meyveli, gerçek anlamda sudan ucuz, tam bir akşamüzeri içkisi. Bir yerde denk gelirseniz çekinmeden alabilirsiniz. Bir bakkaldaki tüm stoğu almışız :(

takıp edın 

  • Instagram Clean
  • w-facebook

baska ne var