Yunanistan Ana Kara #1: Hudut ve Alexandroupoli (Dedeağaç)

GÜNCELLEME: 2016'dan beri verilen yeni ehliyetlerle Uluslararası Ehliyet ALMADAN, kendi ehliyetinizle sınırdan geçebilirsiniz.

Aslında bir Yunanistan seyahatini yazmaya 25 Kasım'da başlamışım ama asla bitirememişim. Arada iki kere daha gittik, yazı iyice karıştı. O yüzden gittiğimiz seferleri değil, şehirleri bölmeye karar verdim.

Yunanistan'a ilk gittiğimde çok önyargılıydım. Karanlık bir köşede bıçaklanabilirmişim gibi geliyordu. Gerçi artık herkes Yunan adalarına günü birlik kaçtığı için aslında ne kadar dostane oldukları hakkında az da olsa fikri vardır. Ama o zamanlarda hala pis bir hava var aramızda... Daha doğrusu pis bir hava filan yokmuş da bize öyle yansıtıyorlarmış. Hayatımda görmediğim dostane davranışı, misafirperverliği, Türkiye'den geldik diyince gözlerinin parlayıp bildikleri Türkçe kelimeleri arka arkaya sıralamaları gördüm orada... Ama elbette 10 yıl içinde bu durumu da tersine çevirmeyi başardık, oraya sonra geleceğim.

İstanbul'dan Yunanistan'a gitmeyi en sevdiğim yöntem trendi... Uzun ve biraz acılı bir gece yolculuğu ama kesinlikle keyifli... Sonra malum Yunanistan krize girdi, uluslararası tüm tren seferlerini kaldırdı, biz de arabaya terfi ettik.

Hudut... Ne güzel bir kelime... Biraz babaannemi hatırlatıyor, biraz da özgürlüğü... İkisini de çok severim...Tabelalarda her "Hudut" yazdığında bir heyecanlanıyorum... Bu sefer açtım "tdk"yı baktım yolda, hudut neden bu kadar çok hoşuma gidiyor diye; sınır dışında şu demekmiş: Son, uç. Ben anladım neden hoşuma gittiğini de anlatması zor...

Yunanistan'a tatile gitmek (hali hazırda vizeniz varsa), Türkiye'de bir yerlere gitmekten daha ucuz ve hızlı.

Yunan'a kendi arabanızla gitmek için şunlara ihtiyacınız var:

1.Schengen vizeli bir pasaport (Ya da yeşil pasaport)

2.Uluslararası ehliyet (Ya da yeni ehliyet)

3.Araba için yeşil sigorta

4.Yurtdışı çıkış harcı pulu ya da dekondu

*Yalnızca Yunanistan'a gidip gelecekseniz TRİPTİK lazım değil.

Eğer arabanız sizin değilse ruhsat sahibinin vekalet vermesi gerekiyor ya da o araç içinde bulunması gerekiyor. Sorunsuz bir sınır geçişi için kendi arabanızla gidin, uluslararası ehliyeti de ruhsat sahibi alsın. Uluslararası ehliyet yalnızca sınırdan geçerken soruluyor, bir de kötü durum senaryosunda kaza sonrasında sigorta şirketleri soruyormuş.

Vizeniz varsa ehliyet ve sigortayı Turing'den alabilirsiniz. Yurtdışı çıkış harcını bankadan pasaportunuzla beraber gidip 2 dakikada alabilirsiniz. Hala geçerli bir uluslararası ehliyetiniz varsa ve Turing' e gitmek istemezseniz, sigortanızı da bankadan alabilirsiniz. (Çok yapılmayan bir işlem olduğundan kontrol etmeli ve 1 hafta önce halletmelisiniz)

Yok diyorsanız ki "Yahu tam da Tekirdağ'a köfte yemeye gelmiştik, birden içimizde bir kıpırtı oldu. Pasaportlar da yanımızda, vizemiz de var; Yunan'a mı geçsek bir?" Korkmayın geçin... Vize dışındaki tüm belgeleri İpsala Sınır Kapısı'ndan temin edebilirsiniz. Biraz zaman alır, ama çok dolu değilse sınır, alır geçersiniz...

Aslına bakarsanız bütün bu yolcuğun bence tek bir kısmı var, o da İstanbul'dan çıkabilmek ve İstanbul'a girebilmek. İstanbul il sınırına ulaşmamız ve il sınırından Kavala'ya ulaşmamızın eşit zaman aldığı yolculuklar yaptık ne yazık ki.

Eğer yolda çok acıkırsanız sakın Tekirdağ'da köfte yemeyin, yanınıza bir muz alıp onu kemirin. Dişinizi biraz sıktığınızda Dedeağaç'ta verdiğiniz paranın aynısına deniz kıyısında gerçekten iyi bir yemek yiyebilirsiniz.

Bu kadar zamandır gidip geliyoruz, o Tekirdağ-İpsala yolu daha yapılamadı. Ata biner gibi çukurlara gire çıka, tek şeride düşen yollarda önünüze kıran kamyonlara karşı yarışabiliyorsunuz, ama sizi umuda bağlayan ahtapot bacaklarını, füme uskumruları, ağzınızda eriyecek kabakları düşünerek hayalinizden güç alın ve devam edin...

Tüm belgeleriniz hazırsa sırasıyla şu kabinlerde duracaksınız:

1-Arabanız kayıtlı mı diye kontrol edilecek, değilse kayıt edilecek. Kayıtlıysa ruhsat ismini söyleyecekler,"Benim!" diyerek geçeceksiniz.

2-Türk pasaport kontrolü: Pasaportlarınızı ve çıkış harçlarınızı göstereceksiniz.

3- Türkiye'yi terk ediş: Plakanızı söyleyeceksiniz ve çıkacaksınız.

--- Meriç Nehri ---

Önce yavaşça sterilize sudan geçip arabanın lastiklerine yapışmış tüm dertlerinizi, tasalarınızı suya bırakacak ve arınmış olarak Yunan sınırına gireceksiniz.

1-Yunanistan pasaport kontrolü: Pasaportlarınızı, yeşil sigortanızı ve uluslararası ehliyetinizi vereceksiniz. (Bazen "Beynelmilel Uluslararası Ehliyet" diyorlar Türkçe benim gibi kitlenmezseniz daha çok ciddiye alınıyorsunuz.)

2- Gümrük kontrolü: Her zaman durdurulmuyorsunuz. Tipinize bakıp ya doğrudan geçiriyorlar ya beyan edilecek bir şey var mı diye soruyorlar ya da didik didik arıyorlar. Bize bir kere sordular, onun haricinde hiç durdurulmadık.

Bundan sonrası Egnatia Odos :)

Bu yol eski Roma yoluymuş, şimdi yerine yapılan otobana da aynı isim verilmiş olsa da eğer otobandan değil de dış yoldan gitmeyi tercih ederseniz karşınıza gerçek Egnatia Odos'da çıkacak...

Bundan sonrası zaten şiir gibi... Tertemiz bir asfalt, 130km hız sınırı, bomboş bir otoban...

Alexandroupoli tabelasını görür görmez girin. Deniz kenarında onlarca restorandan birini seçip önüne park edin. Biz çoğunlukla Taverna Loukoulos'u tercih ediyoruz. Özellikle dönüş yolunda kelimenin tam anlamıyla tüm paramızı yiyip bitirdiğimiz için kredi kartı kabul eden ender yerlerden biri burası. Gerçi sezonda içeride Yunan'dan çok Türk oluyor ama ana karanın bu kısmı için nereye giderseniz gidin durum böyle zaten.

Son gidişimizde yeni bir yer deneyelim dedik: Gialos gerçi Tripadvisor'da servisle ilgili kötü deneyimler yazılmış, ama biz her iki gittiğimizde de gayet memnun kaldık. Etrafta bizden başka turist de yoktu. Ayrıca çok sıcak olduğu için pek fazla müşteri de yoktu. O yüzden gayet hızlı ve güleryüzlü bir servis aldık.

Yılbaşında Taverna Loukoulos'a gittiğimizde gerçekten çok çirkin Türk turist davranışları gördük. Burada yapsanız sizi yaka paça dışarı atacakları terbiyesizlikler. Etrafımızdaki her masa görmemişçe yemek yerken ve gürültü yaparken aslında Arap turistlerden hiç bir farkımız olmadığını hissettim. Biz onların davranışlarından nasıl rahatsız oluyorsak, tahminimce Yunanlılar da bizim davranışlarımızdan aynı derece rahatsız oluyor. Ancak ne yazık ki ortak bir noktada buluşuyoruz: para... Bazı işletmelerin hayatta kalabilmesi için gerçekten o turistlere ihtiyacı var, ama durum böyle olunca istenmediğinizi de hissettiriyorlar size... İşte o yıllar arasında bu değişti, bizi gözleri parıldayarak karşılayan Yunanlar bize katlamak zorunda oldukları bir noktaya geldi. Elbette hala (özellikle sezon dışı) çok hoş davranıyorlar, ama Türk olduğunuzu söyleyince biraz yamuluyor ağızları...

takıp edın 

  • Instagram Clean
  • w-facebook

baska ne var